Lost Identity

17/10/2009

Something is missing on her face...

As if she will have no face when she removes the make-up...  Water will not purify it anymore, will erase it instead. Her face is like porcelain. She will never go red; never feel embarrassed because it has been a long time since she lost her respect.

She lost her feminine voice, delicate smile, her womanly smell which is hidden behind Burberry’s.  When I look at her claws, I hardly ever can see her natural pinkness of her nails which are dying under the nail extension. 

Oh is it her hair that I caress or an e-bay user’s who sold it to her for ten pieces of fiver last night?

She has a top not a skirt anymore, with hills having no contact with the dance floor.

And her eyes... These eyes can see but can not look at you. They have the deepest look like a fire without a single real flame, freezing effect with no hail because she lost the soul inside her eyes...

All she need is looking and being sexy to as many as possible.

She is looking for something inside bottles of beer, glasses of wine, in bedrooms and under blankets...

She is looking for her identity which she lost ages ago.

“Women used to have time to make pies and had to fake orgasms. Now they can manage orgasms, but they have to fake the pies.

And they call this progress”... a progress without an identity.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

El amor

17/10/2009

I am a little flower

Me llamo el amor...

Blossoming below the moon

Will have to die very soon...

 

My ears are meagre

To hear this tune

And leaves are miniature

To defy the typhoon

 

I am a little flower

Me llamo el amor...

Moistening by the monsoon

Will have to dry very soon...

 

I am a little flower...

I am...

a little...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Dance Forever

17/10/2009

Kollarında başlayan bu dans

Dansla başlayan bu aşk

Kah tutkulu, kah duygulu...

sürüyor herkese meydan okuyor

bize bile...

o ilk gece

hani ellerimden tuttun ya

dans pistine doğru savrulduk ya

yüzün bile değildi aklımda kalan

sıcacık bir nefes, kadife bir dokunuş

asla vazgecemeyeceğim yumuşak bir

susuştu...

seninle olmak kızgın kumlardan

serin sulara dalmak gibi

gürültülü bir bardan çıkıp

huzur dolu bir parkta

çimlere uzanmak gibi...


paramparça anılarından

kendine birşeyler onaran

bu kızın ellerini yıkayıp öpen

hiçbir söz vermeyen

hiçbir şey vaat etmeyen

sadece bir bebek kadar saf ve katıksız bir aşkla

beni büyüleyen...

dudaklarında bir gençlik aşkının tadı

yüreğinde bir Latin ateşi

hem seni yakıyor hem beni

şimdi her öpücük sanki bir veda busesi

öyle tutkulu, öyle sonsuz

öyle vazgeçilmez

şimdi her gün sanki son günmüş gibi

boğazımda düğümleniyor

ve senle her an hep ilk günkü gibi

yüreğimde kilitleniyor....

 

10.11.2008

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Eski Püskü Bir Şiir

27/5/2009

Bembeyaz bir gülüşü vardı

Oysa gozleri uzaklara dalardı

Kadife sesinde hayat buldu

Bir genç kızın hatıra defteri

Dilinde ispanyolca bir ezgi

Anlatacaksa çok şeyi vardı

Kartanesi kadar narin bu aşk

Ne kadar kovalasam

o kadar uzaktı bana

O beyaz gülüşün kara büyüsü

Simsiyahtı artık bu aşk öyküsü

Daha ne kadar çalabilirdin beni?

Önce kalbimi

Sonra ruhumu

Aklımı, en pembe düşlerimi

Doludizgin yıllarımı, gençliğimi

Tanrım ne kadar çok şey vermişsin bana?

Herşeye rağmen ben tüm ihtişamıyla

En yüksek kahkahalarımla

Ve herşeyden önemlisi yine en guzel düşlerimle

Dimdik duruyorum karşınızda!

Şimdi elimde bir mikrofon

Gözlerime bakan bir çift göz

Ama size hala söylenecek bir çift de sözüm var :

F*** OFF!

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Özledim seni İstanbul

10/8/2008

Özledim seni İstanbul

Hain bir sevgili nasıl özlenirse

Öyle özledim…

Kendini affettiren mavi gökyüzünü özledim

Kalabalık otobüslerinden inince

Yüzümü okşayan serin boğaz esintini özledim…

Yapış yapış sıcaklarının ardından

“Bu sabah yağmur var” dedirten

Kısa, tutkulu, coşkulu yağmurlarını özledim…

Bazen kızdıran,

bazen güldüren,

bazen düşündüren

Tuhaf ama sıcak insanlarını özledim…

Her gün senden vazgeçip

Her gün yeminini bozan

Tövbekar aşıklarını özledim…

Kuralsızlığını, karmaşanı

sınırsızlığını özledim…

Çarşıda, pazarda “ablacığım” olmayı

“Gözünü seveyim” diyerek iş yaptırmayı

Özledim…

Cebinde parası olmayan çocuğa

“atla delikanlı” diyen şoförlerini özledim…

Özledim seni İstanbul

Hani bir sevgili nasıl özlenirse

Ben de seni öyle özledim…

10/08/2008

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

Melissa Kubra Yelkenci

Hayatta beni en çok mutlu eden şey olan yazı yazmaya devam ediyor ve bunları bu blogda yayınlıyorum. Nefesim yettikçe de fikirlerimi, gözlemlerimi, şiirlerimi, sözcüklerle yaptığım tüm dansları okuyan gözlerle paylaşacağım...

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro